Türk futbolunun ve futbolcusunun en büyük sorunu nedir dendiğinde sanırım en başta “futbol altyapısında” ya da “düşünce tarzında” cevaplarını alırız. Bunlar bilinen gerçekler. Bunların dışında yıldız adaylarımızın sahada kendini gösterememesinin önemli bir nedenine değinmek istiyorum fiziki yeterlik?
Takımlarımızın alt yapılarında her yıl yüzlerce yetenekli oyuncu yer alıyor. Bunlar 10-12 yaşlarında iken seçilip takımlarda oynatılmaya başlanıyor. Birçoğu yetenekli olduğu için seçiliyor. Bizde seçim kıstasının en başında yetenek gelir. Böylede olmalıdır. Bir oyuncunun futbola yeteneği ve hevesi ne kadar çok olursa o kendini geliştirme oranı o derece artar. Şimdi gözler önünde olan iki örnek vermek istiyorum. Birincisi Luis Figo. Hepimiz Figo’yu biliyoruz. Kendisi 18 yaşında iken Sporting Lizbon’da A takımda oynama şansını elde etti ama Sporting antranörleri çok çelimsiz olan bu futbolcu için bir yıl süren fiziği güçlendirme ve geliştirme programı uyguladı ve Figo fizik olarak hazır bir şekilde A takımda oynamaya başladı. Yeteneğini zaten herkes biliyor ama bu yetenekle olmayacağını ve fiziki yeterliliği olmaksızın sahaya sürülen çok yetenekli bir oyuncunun bu durumu ile yok olacağının farkına vardılar ve şimdi futbolunun son baharını yaşayan herkesin yeteneğine ve kariyerine saygı duyduğu bir Figo çıktı ortaya. Şimdi bizden bir örnek;. Cafercan Aksu: Cafercan genç yaşta Galatasaray tarayıcı hocalarının Antalya’da bulduğu bir yetenek. Kendisi genç milli takımlarda birçok kez forma giydi. Şu an İstanbul Büyükşehir Belediye takımında ve ligde forma giymesi çok zor görünüyor. Çok yetenekli bir oyuncu yalnız üst düzey mücadele olan maçlarda yerden kalkamıyor. Aslında üst düzel değil de orta düzel bir mücadele olan hatta çoğu zaman vasat olan Lig A maçlarında bile aynı şekilde en ufak temasta yerde buluyor kendisini. Fiziki olarak o kadar yetersiz ki. Peki Galatasaray bu oyuncuya Figo modeli uygulasaydı bir iki yıllık bir fizik geliştirme programı uygulayıp sahaya sürseydi nasıl olurdu? Bence yeni bir yıldıza kavuşurdu. Sadece Cafercan değil bunun örneği onlarca yüzlerce var. Genç takımlarda kaç tane fizyoterapist çalışıyor. Büyük takımlarımızın A takımlarında bile bir tane fizyoterapist veya kondisyoner çalıştığını düşünürsek genç takımlarda kaç tane olduğunu kestirmemiz pek güç değil. Dünyanın birçok kulübün de en kilit noktada kondisyonerler ve fisyoterapistler yer alıyor. Peki bizde? Maalesef futbolumuzun bu kanayan yarası hala tam anlamıyla sezilmiş değil. Yetenek anlamında iyi bir futbol eğitimi verilse de fizik açıdan zayıf oyuncularımız sahalarda istenileni veremiyor ve sokağa atılan fos çıkan transferlere milyonlarca dolar harcanıyor. Fizik olarak güçlendirilen futbolcularda da yetenek kaybı oluyor. Kaç tane genç oyuncumuz tempolu bir 90 dakikayı çıkabilecek güçte. Dünyada lider olan Barcelona alt yapısından çıkan bir Messi, bir Dos Santos 90 dakikayı çıkarabilirken maalesef gereken önemi ve profesyönelliği göstermediğimiz için bizim oyuncularımız 60 dakikayı zor çıkarıyor ve yetenekleri bu açığı kapatmaya yetmiyor.
Türk futbolundaki bu eksikliğin bir an önce Grekli önlemler ile giderilmesi gerektiğine inanıyorum ve bunun yapılması çok maddi yatırım gerektiren bir olgu değil. Milli Takımlar teknik direktörü Fatih Terim de bu konuya değinmişti ve gelecekte fizik gücü yerinde bir nesil oluşacak demişti. Barcelona gibi lider alt yapılar incelensiz ve örnek alınsın. Yıl içinde inanıyorum ki Türk futbolunda birçok milli yıldız çıkar. Ayrıca başta Almanya’da olan yetenekli oyuncuları milli yapmak için bu kadar terlemeyiz. Kendi değerlerimizin kıymetini bilelim ve futbolumuzun nereye gittiğine bakalım. Gelecek kendi futbolcularımızın ayağından geçiyor bunu kimse unutmasın
12 Ekim 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder