13 Ekim 2007 Cumartesi

Kısa ve garip

Bir küçük bukalemundum. yavaş yavaş sessizce gezerdim. Her gittiğim yerde kendimi gizlerdim. Hiç kimseye muhtaç olmadan ben yetenekli ve zekiydim kimseyle konuşmadım hayatıma ileriye hiç bakmadım.

Bir renk cümbüşü sardı etrafımı. Hemen o renklere dönüştüm girdim içine baktım gözlerimi kısarak içeri. İçerde herkese neşe saçan bir kelebek rengarek. Onun renkleri gerçek ya benimkiler. Sordum kendime benimkiler sahteydi. Hayranlıkla izledim kelebeği. Ona hayranlıkla baktım. Sonra hayranlık sevgiye aşka dönüştü yaklaştım kelebeğe benden hiç korkmadı ne ondan daha büyük olmamdan ne değişik olmamdan. Bana da bir öpücük yolladı. Birden kendimi cennette gibi hissetim. ben renkleri kovalamıyordum renkler bana geliyordu. Taklit etmiyordum, renkler benim oluyordu. Sonra birden içimde bir kıpırtı oldu. En endişeli halimle fısıldadım kısık bir sesle kimse duymadı sesimi etraftan sadece o kelebek duydu.: "aşığım" dedim kısık bir sesle. Bana döndü sevdiğini söyledi aşk mı değil mi bilmiyordu. Boynumu hafifçe büktüm ve arkama dönüp gri renklerin içine gitmek için adımımı attım. Arkama baktım ilk defa arkama baktım ve o vardı bana gülümsemişti. Dona kaldım yerimde. Gitmemeliydim belki de, gitmemeliydim onu beklemeliydim. Farklılığıma çirkinliğime rağmen bana sevdiğini söylemişti ya daha çok severse dedim. Her gün utanarak kısık sesle fısıldadım. O renk cümbüşünün içinden hiç çıkmam istemedim. bekledim bekledim... Sonra tam inkar etmeye başladım ben onu sevmiyordum sadece renklerini seviyordum dedim. Tam o an bir fısıltı geldi "bende seni seviyorum" diye. İnanamadım. Baktım ses ondan mı diye. Ve ondandı. Ne yapacağımı şaşırdım ona uzaktan hayranlıkla bakarak aşık olmuştum şimdi o benim yanımdaydı bir güzel kelebek bir çirkin bukalemun. Nasıl olurdu. Kötü olur dedim yakıştıramadım kendimi inkar ettim ona ben sevmiyordum dedim. Üzüldü kelebek her üzülüşünde etraftan bir renk kaçıştı. Renkler gittikçe azalıyordu; kelebeğin o neşeside. Birden kalbimden bir ses geldi. Neden böyle yaptığımı aşkı neden gizlediğimi sordu. Her şeyi akışına bırakmamı istedi. Belki de beynime uymayan bir sesi ilk defa dinledim ve akışına bıraktım. Öyle hızlı aktı ki hislerim ona; birden bir bütün olduk. İkimizde çok sevdik. Ona bir çiçek kopardım o koparma dedi. Üzüldüm. Yürürken böceklere zarar verdim o üzüldü. Çok acı çekti. Her gece en karanlık renklerde simsiyah gözyaşları döktüm. Artık göz yaşlarımda rengini kaybetmişti. Sevgi kalbimdeydi ve onu üzmek çok kötü geliyordu. Sonra birden bana en içten sesi ile "seni seviyorum" dedi. Her şey değişti renklerim onun yüzü her şey. Artık çok mutluyduk. Mutluluğumuz yılarca sürdü. Fısıldadık sevgimizi. Sevişti duygularımız.
Bir bukalemunla bir kelebeğin aşkı çok mu zor sizce. Gerçekten zor ama oldu. Ne şekil, ne suratlar nede kişilikler sadece kalpler. Sadece kalpler gerekli aşk için. Bir kelebeğe aşık olacağını kim bilebilirdi. Taklitçi bir bukalemun a gerçek renkleri o verdi. Belki sizin renkleriniz de hiç ummadığınız bir yerdedir. Olamaz mı?

Hiç yorum yok: