8 Kasım 2007 Perşembe

Sobe

Saklandım bir köşeye. Kapattım gözlerimi, nefesim durdu bir an; saklanmıştım ondan. Seslerin içinde kendi ismimi duymak istemezcesine etrafıma bakmadan duruyordum ağacın arkasında. Kalbimin atışlarını sayarken bir ses geldi. Kalbim en hızlı atışını yaptı ve kulağım sesi dinledi: “sobe”
Kaçma yakaladım seni ahlaksız oyunlarına devam et. Her şey aynı oysun ama bir farkla; sobeledim seni. Sağına soluna kaçma gördüm seni. Bir çift göz sobeledi seni. Kaçabilir misin oyunun kuralını bozmadan. Oyunun kuralı bu sobeledim seni. Ebe artık sensin. Kaçıyorum senden sobele beni. Farklı bir oyun, farklı bir saklambaç. Oyun alanı çok geniş git gidebildiğin kadar. Kaçıyorum ebeden. Onu sobelediğimde güneş batmak üzereydi. Güneşin arkasından gelen karanlıkta yürüyorum. Sarhoşların arasında ayık bir insan; yürüyorum sadece saklanma çabası aklımda olan. Kolumdan bir sarhoş tutuyor. Acıyor kolum kurtarıyorum son gücümle. Saklanmam gerek kaçıyorum, koşuyorum. Karanlık bir köşeye dizlerimi tutarak soluklanıyorum. Soluk soluğa koşuşturma. Oyunu kazanmak ilk hedef. Her oyunda böyle değil midir? Adımların yaklaştığı hissiyle çıkıyorum köşemden. Daha karanlık bir sokakta bir fahişenin çığlıklarını duyuyorum. Küfürler anlamsız sesler. Ürkek adımlarla sese doğru hareket ediyorum adımlar arkamda kaçmalıyım. Karanlığı yarıp pencereden süzülen bir ışık aydınlatıyor yüzümü. Pencereden meraklı bakışlarım kanlar içinde bir bıçağa takılıyor. İri bir adam beni görüyor küfürler ve sinir içinde kaçıyorum. Korkulu adımlarım yerini koşar adımlara bırakıyor. Koşuyorum koşuyorum... Kalbim en hızlı atışlarında, ciğerlerim patlayacak gibi soluklanmak için duruyorum bir an arkamda iki sinirli adım geliyor. Kaçmak istiyorum son gücümle kalbimdeki ağrı yakalıyor beni yıkıyor yer. Kendimi çalıların arasına bırakıyorum yine saklanıyorum. Önce sadece bıçağın kırmızısını gördüğüm sinirli adam geliyor. Titriyor vücudum korkuların en büyüğüyle. Elimle ağzımı kapatıyorum nefesim çıkmasın diye. Adımlar yavaş yavaş uzaklaşıyor. Tam ağzımdan elimi çektiğimde ebenin ayak sesleri geliyor. Hangisi daha ürkütücü bu ayak seslerinden uzaklaşan mı yaklaşan mı? Kaçış nedenim geliyor aklıma kalbim daha da atıyor en hızlı ritimlerinde. Sobelenmemek için kendimi başka bir yere saklamak istiyorum ama artık geç kalmıştım. Tekrar nefesimi tutuyorum kalp atışlarımı kontrol edemiyorum. Adımlar tam önümde duruyor. Hiç bir şey göremiyorum. Kulaklarım duymuyor, sesim çıkmıyor. Kulaklarım artık ayak sesleri duymuyor. Kalbim yavaş yavaş bırakıyor o patlayan atışlarını. Dizlerimdeki son güçle ayağa kalkıyorum birden bir ses yükseliyor arkamdan: “Sobe”.
Bir oyun gibiydi hayat bazen ebe bazen kaçak. Basit bir saklambaç. Hayatta hep kaçan olmayacak kovalayanlar sessiz sedasız gelenler. Her oyunun zevki, riski vardır. Elimize, kalbimize bunu alır başlarız oyuna. Sobelendim ebeyim. Gözlerimi kapadım sayıyorum işte 1, 2, 3, 4, 5...

0 yorum: