8 Kasım 2007 Perşembe

Masal

Gerçek ruhlar masalımsı bir anlatım. Bir prens ile bir prensesin hikayesi. Herkes kendi dünyasının prensi yada prensesidir ya. Bazen kral, bazen şovalye, bazen de sıradan biri. Hayaller, masalımsı anlatımlara sığmayan ruhlar, iyi kalpler bizimkisi bunların üzerine. Gerçek ruh, sahte prens, güzel prenses…
Bir prens vardı küçük bir ülkede çevresiyle mutlu bir şekilde yaşardı. Asla kendini düşünmez, hep çevresindekiler için güler ağlardı. Bazen kendini çok kötü hisseder yinede çevresine gülümser, halkının üzülmesine izin vermezdi. İçi kan ağlasa da Gülümseyen bir yüzü vardı onu hiç bırakmayan bir gülümseme. Her baktığı çocuk, bebek ona gülerdi. Bazen prens bir palyaçoya mı benziyorum der aynaya bakardı. Sonra “sanırım bir palyaçoyum” der gülerdi. Prens sıradan biri olduğunu, kendinin önemli olmadığını söylerdi hep. Prens bir gün uzaklara baktı. Uzaklarda ne olduğunu merak etti. Gülmeyen insanların, ağlayan kalplerin olduğunu düşündü. Eline hiç silah almamıştı prens o güne kadar. Birden zırhları kuşanıp uzaklara gitmeye karar verdi. Ayrılırken halkına seslenirken; "daha çok gülümseme istiyorum” dedi. Çıktı prens cesur kalbini alarak yola. Her geçtiği yerde biraz kan ama birçok da gülümseme bırakıyordu. O güne kadar kimseyi inciltmemişti. Bazı şeyler için fedakarlık yapmak gerekiyordu ve Prens onu yapmıştı. Prens birçok yere gitti ve her gittiği yere bir gülümseme bıraktı. Prens artık büyümüştü gençlik çağlarının ortasındaydı. Artık bir prenses bulmak istiyordu. Prens küçük ülkesine döndü tekrar. Odasına çekildi ve düşündü. Herkese gülücükler dağıtan prens gerçekten mutlu muydu? Bir prensesi olmayacak mıydı? Bu prens ben miyim diye sordu hep kendi kendine. O artık bambaşka biri olmuştu hayatında kendine ait bir şey yoktu. Sorunu yoktu, sorunlar vardı ve her sorun kendininmiş gibi çalışıyordu kendi içindeki acıyı unutup hep gülümsüyordu. Bir gün bir güvercin uçarak girdi penceresinden ayağındaki küçük bir notla.
Notta bir prenses yardım istiyordu. Çok uzaklardan gelmişti bu yardım sesi. Prens içindeki garip bir duyguyla hemen çıktı yola çok uzaktı ama gidecekti. Sonunda vardı ve yardım etti prensese. Prenses gülümsedi prense ve sordu borcunu nasıl ödeyeceğini. Prens yine aynı gülümsemesini attı ve hiçbir şey istemediğini söyledi. Fakat prens farklı bir şey görmüştü bu prenseste. Gülüşü farklıydı aynı kendininkine benziyordu. Sanki onunda içinde kendininkine benzer bir acı vardı. Prens tekrar döndü küçük ülkesine. Prenses de kendi ülkesinde herkese yardım edip gülücükler saçıyordu. O da prensin yaptığını yapıyordu. Prenses çok güzeldi ama prens onun kadar çok güzel görmüştü. Onu etkileyen prensesin kalbiydi. Prensle Prenses sürekli birbirine mektup yazdılar. Dertleştiler, birlikte ağladılar. Prens Prensese bir gün dedi: “Sana kalbimi veriyorum, o seninle yaşayacak sen üzüldükçe üzülecek, sevindikçe sevinecek. En umutsuz olduğun an o sana yardım edecek”
Prens gerçekten kalbini vermişti o prensese. Onlar artık dostu ve ayrılamazlardı biri ölse bile diğeri onun kalbine yaşayacaktı. Prensin hayallerindeki gibi biriydi Prenses. Prenses başka birine aşık olmuştu. Prenses bunu duyduğunda içinde garip bir duygu hissetti. Sevinmişti ama içinde garip bir his vardı. Prensesim mutlu mu gerçekten diye soruyordu kendi kendine. Prensesini gülümserken gördükçe çok mutlu oluyordu. Ama prensesine kalbini vermişti ve onun üzüntülerini sezebiyordu. Mektuplarında prenses ne kadar çok mutluyum desede o biliyordu içindeki kırıklıkları hissedebiliyordu. Prenses son mektubunda aşkından ayrıldığını söyledi. Prens çok üzüldü. Hissetmişti kalbinde onun üzüntüsünü. Ne kadar gülümsüyorum , iyiyim desede prenses o anlıyordu. Bir an düşündü. Neden bir aşkım yok diye. Prensese neden aşık olamıyordu. Dostum demişti ona ve artık aşık olmazdı. Ona aşık olsa her şey farklı olacak etrafına daha az gülücük saçacakmış gibi geliyordu. İki dostken dünyaya daha çok yardım edebilirlerdi. İki aşıkken bu olmazdı belki de. Prenses, Prense aşık olabilir miydi, aşık mıydı? Prenses bunu bilmiyordu; galiba o da aşık olamazdı. Prensi kıramazdı. Prenses ve prens dostluklarını devam ettirdiler. Hep birbirlerine yardım ettiler kalpleri birbiri için attı. İki büyük kalp en büyük bağla bağlanmıştı belki de.
Bu iki birbirini çok seven kişi yıllarca birlikte oldular. Hikayenin sonu ne mi oldu onu herkes kendine göre şekillendirsin. Prensesine kavuşanlar hikayeyi mutlulukla okusun. Prensesi olmayanlar bir gün mutlaka olacağını bilsin. Eğer hikayedeki gibi iki dost varsa; birbirinin değerini bilsin hiç ayrılmasın. Kim bilir belki bir gün bu iki dost evlenir. Ortaya dünya güzeli bir bebe çıkar…

Hiç yorum yok: