8 Kasım 2007 Perşembe

Prenses

Bir kitap almıştı annem. Daha harfleri yine öğrenmiş okumaya yeni başlamıştım. Açtım heyecanla kitabın kapağını. Karşıma çok güzel bir resim çıktı. Üzerinde yazıyordu “Pamuk Prenses”. Gözlerim parladı resme baktım dakikalarca. Tüm Prensesler güzel miydi hayatta?
Kitabı okudum bir çırpıda ama aklım prenseste kalmıştı. Anneme sordum “Anne Prenses var mı, varsa nerde? Benimde Prensesim olacak mı?” Annem gülümsemişti bana, birazda gülmüştü. “Prensesler var ve elbette büyünce seninde prensesin olacak” demişti. Ben hemen büyümek istemiştim o an. Hemen olmadı ama yavaş yavaş büyüdüm. Etrafımdaki kızlara baktım hep bir prenses aradım. Arkadaşlarım kitaplarına sevdiklerinin baş harfini yazarken ben hep prensesimi çizdim. Her seferinde beğenmiyordum çizdiğimi. Kitaptaki resme baktım sonrada çizdiğim resme benimki daha güzeldi ama onu bile beğenemiyordum. Prensesimi görsem hemen anlayacaktım, ne kadar çizdiklerime benzemese de. Kız arkadaşlarımın arasında biri hep öne çıktı, gözüm hep farklı baktı ona. Okul duvarında otururdum hep yalnız, tek başıma. İzlerdim bahçedekileri. Onu izledim sanki bir sihir vardı kalbim çarptı, yüzüm kızardı. Anneme gittim “Anne sihir var mıdır? Ben sihir gördüm” dedim. Annem yine aynı gülümsemeyle “Sihir sen gördükçe vardır” demişti. İkinci sınıfta bir sihirbaz gelmişti sınıfımıza. Şapkadan tavşan çıkarmalar, kolundan yığınla eşarp çıkarmalar... Bunun gibi birçok şey. Herkes bu sihir denişti ben sihir değil sadece oyun demiştim. Şimdi sihri gördüğümü biliyordum. O kıvılcımları. Bir köşede sakin ve sessiz oturan bir çocuğun bu kadar heyecanlanması normal miydi? Ben görebilmiştim sihri. O farklıydı benim prensesim olabilirdi. Onunla her konuşuşumda farklı biri olduğuna daha çok inandım. O hep benim resimlerime bakardı beğenmediğim prenses resimlerime. Hep ne kadar güzel derdi. Bense değil derdim kafamı iki yöne çevirerek. Öbür gün kalemi elime aldım çizdim en sonunda çıkan O idi. İnanamamıştım buna ben sihirli kızı çizmiştim. Ona gördüğünde “aaa ben” demişti söyleyemedim bu prenses resimlerimden biri diyemedim. Neden olduğunu sordum gece yatağa başımı koyduğumda. Sanırım artık daha büyüktüm. Hayalle gerçek arasındaki farkı biraz anlamıştım. Hayal kolaydı ulaşamadıkça onu sevmek onu istemek çok kolaydı. Şimdi yanımdaydı hayal belki de o olduğuna emin değildim korkum budandı. Kim bilir belki de hep resimlerdeki gibi biri olduğuna inanmamdandır.
İki duvar arasında bir merdivenin basamaklarında oturuyorum. Ona bakıyordum her hareketinde bir sihir arıyordum. Bu sefer görememiştim. Suratım asıldı. Neden göremediğimi sordum hep kendime. Sonra yanıma gelip bana gülümsedi “ Prens sen oynamıyor musun?” dedi. O rahat bir şekilde ona bakan halim gitmişti. Kalbim daha hızlı çarpıyordu artık büyümüştüm ilkokulu bitirmek üzereydim. “Tamam prenses” dedim. O an sanki kendime ilan-ı aşk etmiş gibi hissettim. Oyuna katıldım. Sanki o masallardaki balodaydık ama saatin önemi yoktu, sözlerinde. Utangaç küçük adam derdi annem bana. Her beni övüşünde kızarır yerin dibine geçerdim. Asla açılamazdım. Bir gün O yanıma geldi ve “beni seviyor musun?” dedi. Dondum kaldım ve sonra elbette dedim. Gülümseyişi değişmişti bana “Seni seviyorum” dedi. Bende seni seviyorum arkadaşım dedim. Tekrar konuştu ağzından harfler o kadar yavaş dökülüyor gibiydi ki bir yıl gibi geldi söylediği; “Seni seviyorum prens”
Bunu duyduğumda kalbim çok değişik bir şekilde çarpmıştı.O biliyordu benim için prenses ne demek ve bana Prens demişti. Ona cevabım: Prens prensesini buldu mu? olmuştu. “kabul edersen” dedi bana. O an çok mutlu olmuştum tarif edemezdim kimseye bunu. Yıllarca ona prensesim demiştim ve şimdi o bana prens demişti. O sözden sonrası nasıl geçti tam hatırlamıyordum. Anneme söyledim sihirli kızı buldum dedim. Annem yine aynı gülümsemeyi attı. Konuşmasına izin vermeden: “anne ben ciddiyim” dedim. O şaşırdı yüzündeki gülümseme değişmişti. Sarıldı ve “kimmiş bu prenses” dedi. Durdum o an söyleyemedim ismini yıllarca beklemiştim annemin seninde prensesin olacak lafı aklımdan hiç çıkmamıştı. Söylemedim ve “Kalbimden sökebilirsen bulursun” dedim annem güldü yaramaz çocuk dedi ve saçlarımı karıştırdı. O anı unutamamıştım ve her gün daha da yakınlaştık birbirimize.
Yaşam ayırsa bile biz ayrılmayacaktık. Belki bizim içinde bir masal yazılırdı. Kim bilir belki yazılmışı bize hitap edilmişti bir masal. Yazılmasına gerek var mıydı, Biz kendi dünyamızın prensi ve prensesiydik. Her kalbin bir prensesi ya da prensi vardı ya ben onu bulmuştum. Çocuk kalbi ve genç adam kalbi ikisi de aynı kişi demişti ikisi de aynı şeyi demişti.
Prensesim
"Prenses benim küçük kalbimle olurmusun?”

Hiç yorum yok: