Aşık olursun yada çocukça seversin. Neden ortası yoktur bazı şeylerin ortasında bir uçurum mu var? Ben o uçurumun ortasında duramaz mıyım? Delicesine severken aşık olmadan yapamaz mıyım? Aşk nedir ben bunu iki noktayı üst üste koyup açıklayamaz mıyım?
Sanırım her şey bu aşk kelimesinden çıktı. Suçlu aranacaksa ilk suçlu zanlımdır bu kelime. Çocukken bir topun peşinde koşarken duymuştum sanırım. Canım arkadaşım; “sana aşığım” demişti bana. Bana aşık mıydı, biliyor muydu aşkı? Şaşkınlık ve düşüncelerle bakmıştım arkadaşımın suratına. “aşk”. Bu kelimeyi duymuştum. Annemin izlediği dizilerde ablamın okuduğu kitaplarda görmüştüm. İyimserlik dolu filmlerde, dizilerde şu kelimeyi çok duymuştum: “Aşkımız her şeyi yenecek sevgilim, inan buna.” Gülümseyerek tekrar ederdim bu cümleyi. Komik gelirdi bana; aşkı sadece bir kelimede gören bir çocuğa. “Sana aşığım” ı duyduktan 2 yıl sonra arkadaşımı kaybettim. Sanırım o başkasına aşıktı o an. Aşkı komik bir kelime olarak gören bir çocuğa aşkı fazla sürmemişti galiba. Büyüdükçe her yerde duyuyordum bu kelimeyi. Sanırım aşk herkesi cezbediyordu. Bu komik cümlenin içindeki bu kelime bu kadar kuvvetli miydi? Sordum aşkı arkadaşlarıma. Çok sevmek dedi hepsi. Bende aşığım dedim birden. Anneme aşığım, çok seviyorum onu. Arkadaşlarım “annen olur mu hiç” dediler. Sonra kedime aşığım dedim. Gerçekten de onu çok seviyordum. En büyük arkadaşım, dostumdu. O da olmaz dediler. Duvarlarda kalp içinde harfler, ilginç yazılar görüyordum. Bende yazmak istedim bir tane ama ne yazacaktım? Yoksa aşık olmam mı gerekiyordu. Bir kıza gerçek anlamda; ya da arkadaşların dediği anlamda. Hep kalp işaretini görüyordum. Kalbime dokundum; büyümeye başlayan ellerimle. 1 2 3 4... Atışlarını saydım kalbimin. Her dokunuşumda aynı gibi geliyordu bana. Sanırım onda her zaman bir şey bulunamıyordu. Aşığım diyen arkadaşlarımı izledim. El ele tutuşup gezen, sürekli seni seviyorum diyen arkadaşlarımı izledim.
Bir arkadaşım vardı. Çok sevimli çok güzeldi. Hep yanımdaydı. Arkadaşlarım “o sana aşık kuzum” derlerdi. Daha dikkatli baktım ona. İzledim, her şeyini çözmeye çalıştım. Bana daha faklı bakıyordu. Gülüşü farklıydı. Bir resim yapmıştım ona; çiçekler ağaçlarla dolu bir resim. Yanıma gelip oturdu ve öptü yanağımdan. Birden içim titredi. Bir sıcaklık bastı. Sanırım utanmıştım. İlk defa öpmüyordu ki beni. Canım arkadaşımla her sevincimizi paylaşırdık. Neden utanmıştım, içimde bir şeyler olmuştu. Belki de ona aşıktım. Artık onun elini tutmak bile içimde farklı bir duygu oluşturuyordu. Yıllarca tutuğum el bu kadar sıcak mıydı? Tekrar kalbime dokundum. 1 2 3… güp, güp, güp... Pek bir fark yoktu. Elim kalbimde iken onun sesini duydum. Birden değişti kalp atışlarım, o ahenk. Alt üst olmuştu sanki atışlar. Sanırım kalbime dokunmayı çözmüştüm. Çocukluktan kurtulup içine girmem lazımdı belki. Çocukluktan kurtulup bir genç gibi bakmalıydım kalbime. Onu her görüşümde kalbime dokunmadan anlıyordum atışlarını. İyice değişmişti ona bakışım. Artık top oyunlarına, yüzmeye hayır diyebiliyordum. Onunla olmak daha iyi geliyordu bana. Yine sordum kendime aşk ne? Ben aşık mıyım? Çok seviyordum onu. Bir defasında ağlarken gördüğümde adeta deli olmuştum. Koştum telaşla yanına neden ağladığını sordum. “Tokamı kaybettim” dedi ağlayarak. Bir toka için neden ağladığını sordum çok saçma gelmişti bu. Bana ; “senin verdiğin tokaydı” dediğinde, saçma olduğu düşüncemi attım kafamdan. Sildim gözyaşlarını sarıldım ona. “Ya beni kaybetseydin” dedim, gülümseyerek. İlk defa annemin bana yaptığı gibi bende başkasına sarılarak, onu sevgimle sararak teselli etmiştim. Kendimi pembe dizilere kaptırsaydım etrafımı bir kırmızı kalbin sardığını düşünürdüm. O da bana sıkı sıkı sarıldı. Sanırım o yıllar önceden beri kafamı kurcalayan kelimeyi, bir açıklama cümlesi kurmadan anlayabilmiştim. Ya nasıl anlatacaktım; içimden “çok mu gerekli” dedim. Attım düşünceyi kafamdan mutluydum hem de çok. Sanırım aşk buydu. Benimdi. Çünkü hissedebiliyordum. Kelimelere dökemesem de içimde kalbimde bunu açıklayabiliyordum. Ben aşıktım, seviyordum. Bir sorun vardı. Her “seni seviyorum” demek istememde kelime ağzıma düğümleniyordu. O bana “ben senin için neyim” dediğinde; aşkımsın diyememiştim. Canımdan daha değerlisin, her şeyimsin demiştim ama ona; “seni seviyorum” diyememiştim. Bu birkaç defa daha oldu. Gözlerime baktı ve “boş ver” dedi gülümseyerek. Sanırım gözlerimde görmüştü. Bende onun gülümsemesinde görmüştüm bana aşkını. Bir kitapta okumuştum “aşk acı verir” diye. Bana hiç vermemişti halbuki. Ta ki o güne kadar. Onun bana bir daha sarılamayacağını duyduğum an. Her şey bitmiş gibiydi. Canım gitmişti. Ağladım. Ne kadar ağladım bilmiyorum. Bekledim çocuksu bir hisle gelip gözyaşlarımı silmesini. Ama olmadı o artık yoktu. En önemlisi ben ona; duymayı hak ettiği kelimeyi söyleyememiştim.
“Seni seviyorum”. Bu kelime artık hayatımdaki en önemli kelimeydi. Gerçekten kalbimden söylediğimde; yeni bir aşkım olacaktı. Belki bunu dışardan yüksek sesle söyleyebilirdim bu defa. Onu unutmayacaktım, belki de bunu söyleyince onun gülümsemesi gelecekti aklıma. O bana fısıldayacaktı “bende seni”. Öpemeyecekti yanağımdan beni utandırırcasına. Hayallerimde o, kalbimde yeni bir aşk yaşayacaktı. Biliyordum artık seni aşk. Uğradığında bana sormayacağım adını. Cevabım en içten gülümsemem olacak
8 Kasım 2007 Perşembe
İki nokta üst üste
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder