31 Aralık 2007 Pazartesi

Uzaklara

Uzaklara uçmak nasıl mı? Hiç kanadım olmadı bilmiyorum. Her uçma hayalimi daha başlamadan koyu bir gölge kaplardı. Ben uçmayı hiç hayal edemedim dostlar ya siz?

Bazen kendime çok kızdım, bazen ağladım neden sadece ben yoktum. “Ben neden böyle yaratıldım ey tanrım?” dedim kendi kendime. Neden olmuyordu hayal bile kuramıyordum başkalarını düşünmeden. Aslında buz gibi biriyim ben. Soğuk donmuş ve titreyen. Isınmak için küçük bir soba nasıl yeter. Yaşadığım yerin sıcaklığı bile engel olamıyor titremelerime. İçimi ısıtacak bir sıcaklığa muhtaçtım ben. Kanatlanmak uçmak istedim. Gözlerimi yumdum ve kuş olduğumu hayal ettim. Sıcak bir yere doğru kanat çırpıyordum. Sonra bir kuş daha katıldı bana, Sonra bir kuş daha… Birden baktım etrafıma Bir sürü arkadaş olmuştuk aynı yöne kanat çırpan. Öyle huzurluydu ki arkadaşlarımın yüzleri. Birazda yorgun gözüküyorlardı. Ben ilk defa bilmediğim bir yere kanat çırpıyordum, ya onlar. Birine yaklaşıp sormak istedim. Kısık bir sesle merhaba dedim yanımdaki kuşa. Kafasını çevirdi ve selam verdi. Küçük bir kuştu. Ben daha büyüktüm. Konuştukça anladım ki hayatta çok yeni. O da bilmiyor nereye gitmekte olduğunu. Benden farklı yönleri de vardı. Birçok hayali neşeli bir sesi vardı. Güzel sesinin etrafa yaydığı huzur diğerlerinin yüzünden okunuyordu sanki. Çok sevmiştim bu kuşu sanırım o da beni. Hiç ayrılmadık hep yan yana kanat çırptık. Mola verdiğimizde ona küçük meyveler getirdim yemesi için. O bana o kadar yakındı ki. Çok sevmiştim o kuşu. Başını bana dokundurup beni sevdiğini söylediğinde öyle mutlu olmuştum ki ilk söylediğim şey; “Allahım hiç bitmesin bu rüya” oldu. Her güzel şey biter derdi annem bana. Ama öyle olması mı gerekiyordu. Onu kaybetmemek için her şeyi yaptım. Bir an sağ tarafıma baktım bir kuş gördüm. Gözleri bana birini hatırlattı. Evet bu oydu. Beni hiç yalnız bırakmayacağını biliyordum dedim kendi kendime. Günlerce yanımda uçuyormuş da farkında değilmişim. Bir an hangi tarafa bakmam gerekiyor diye düşündüm. Dalgınlığı atlatıp sağıma baktığımda O yoktu. Etrafıma baktım yoktu, sonra arkama baktım çok uzakta kanat çırpıyordu. O beni hiç yalnız bırakmayacaktı. Beklide yüzümdeki mutluluğu bozmamak için kendini geride bıraktı. Tekrar o sevimli kuşa baktım. Öyle mutluyduk ki bir an bile birbirimizden ayrılmıyorduk. Güzel sesiyle bana şarkılar söylüyordu. Bende ona bulutlardan resimler yapıyordum. Gittikçe havanın ısındığını hissettim. Sanırım varmak üzereydik. Ona yolda tüm bildiklerimi ve hayatı öğretmeye çalışmıştım. O kadar saf ve temiz bir kalbi vardı ki incilmesinden çok korktum. Üzerine titredim. Nerden bilebilirdim ki sadece onu daha mutlu etmek istemiştim.

Bir ışık çarptı gözlerimize. Evet, gelmiştik sonunda. O kadar yorulmuştuk ki. Yorgunluk dinlemeden herkes kendine yuva yapmaya koyuldu. Bakındım etrafıma yuvamızı nereye yapalım diye. Sevda çiçeğimi görememiştim. Aramaya başladım onu. Her ağaca baktım sonra yorgunluğuma yenik düşüp uyuya kaldım. Ne kadar uyudum bilmiyorum. Kalktım tekrar aramaya başladım. Güzel sesini duydum. Hızla kanat çırptım o yöne. Küçük bir yuva kurmuş neşeli şarkılar söylüyordu. Karşısında durup ona gülümseyerek baktım. İçime bir his doğdu, Onda bir eksiklik vardı. Sıcak değildi sanki. Bana koşup aşkım dememişti. Sonra gelip kulağıma; “özgürlük” diye fısıldadı. Başımı eğip özürlük ne diye düşünmeye başladım. Neydi özgürlük yalnız başına buyruk bir yaşam mı? Paylaşmayı öyle çok seviyordum ki ben yalnızlıkta ne yapacağımı unutmuştum. Ben özgür değil miydim? Diğer kuşlara saldıran bir avcının karşısına ilk kim çıkar deseler cevap ben olurdum. Rüya öyle güzeldi ki sonunda bu hüznü hak etmiyordu. Birden yanıma biri geldi. Baktım bu yine oydu. Yüksek bir sesle öttü. Yukarı uçtu daha yukarı, bende onu takip ettim. Bulutların üzerine çıktı gözden kayboldu. Birden bir taş gibi düşmeye başladı. Hızla uçmaya başladım onu tutmak için. Tutmalıydım o benim tek dostum her şeyimdi. Bilinçsizce tüm gücümle uçtum uçtum uçtum…

Bir sesle uyandım rüyadan. Telefonumda dostumun şarkısı. Şaşkınlıkla baktım telefona hala rüyanın etkisindeydim. Gülümsedi asık yüzüm beklide son kez: “Günaydın uyuşuk birtanem sabah oldu”

0 yorum: