Tahta kılıcım ve sevgim
Bir fotoğraf daldırdı beni, çocukluğuma döndüm. Hayallerin içinde.başladı hayalim küçük bir kalbin atış sesleriyle.Artan azalan bir çocuk kalbiydi bu o ritim eşliğinde döndüm çocukluğumdaki hallerime.
İlk anemi gördüm, bağırıyordu yine; tüm şevkatiyle: "Oğlum bu ne hal.hiç düşünmüyor musun beni?" hala hatırlıyorum o zaman hep büyüsem de bu sözlerden kurtulsam derdim. Büyüdüm annemin sözleri yine aynı. Annemin sözlerinden sıyrılıp oynamaya gidiyorum. Ne güzeldi küçükken ki oyunlarımız. Topa vurduğumda bir futbolcu olurdum. Herkesin beni alkışladığını hayal ederdim. Bileğimi her kıvırışımda bir arkadaşım yere düşerdi. İlk defa o zaman birisi için arkama bakmayı öğrendim. Nereden bilebilirdim ki arkama bakmamdaki şevkatin bana acı vereceğini. Topu bırakıp arkadaşıma koşardım. Topu her bırakışımda yola yeniden başlayacağımı bilsem de önemsemezdim. Çünkü tekrar başlayabilirdim ama içimdeki şevkati tekrar kazanamazdım. Ellerimize tahtalardan kılıçlar alıp kahramanlık edasıyla dururduk. Tahta kılıcımla hayali düşmanları yaratıkları keserdim. Ben bunu yaparken dünyanın herhangi bir yerinde kahraman bozuntuları insanları kesiyorlardı. Benim kılıcım hep temizdi ya gerçek kılıçlar? Kan için yapılmıyor muydu? Bilemezdim o zamanlar tahta kılıcımın bana bunları hatırlatacağını; savaşın bir oyun, silahın bir oyuncak olmadığını. Çok geçmeden bir bıçak kesti elimi. Akıyordu kanlarım benden bir şeyler götürerek. Ben bir canı kesemezdim. Çocuk kalbim artık hayali yaratıkları bile kesmiyordu. Tahta kılıcım havaya her kalktığında ellerim donuyordu. Çocuğun iyiliği ellerimi donduruyordu belki de.
Tahta kılıcımı atıp bir kalem aldım. İlk çizdiğim resim bir çiçekti. neden çiçek olduğunu bilmiyorum. Kalemi her alışımda hislerim noktaları birleştiriyordu. Çocukken nedenini bilmeden kızlardan kaçardım. Aşkın bir kelime olduğu yıllardı. Her yanıma yaklaşan kız içimi titretirdi. neden mi? Bilmiyorum. O zaman çocuk kalbim korkuyordu galiba bir kızın sevğisinden. Ya şimdi farklımı? Sanırım pek bir fark yok. Yine korkuyorum bir kızın sevgisinden; ya çocuk kalbimi alırsa benden. Birden uyandım kalbime dokundum hayale başlarken ki aynı sesi aynı ritmi duydum. İçimdeki çocuk ben buradayım; "Eski fotoğraflarda hayallerde değil, buradayım" diyordu. Haklıydı. Hala elinde tahta kılıç kızlardan kaçan bir kahraman vardı. İçimde. Arkasına sadece sevdikleri için bakan birisi. Kendim için hiç arkama bakmadım. En muhteşem oyuncağı, en güzel kızı görsem de arkamda kaldıklarında artık yok olmuş demekti hepsi. Arkama bakamazdım bakmaktan mı korkuyordum? Arkama baktığımda hep o an aklıma geliyordu. Çocukluktan çıkmış ilk defa bir kızdan kaçmamıştım. Aşık olmuştum.o günün sonundaki konuşmalarımız hala aklımda
-"Ben eve gidiyorum benimle geliyor musun?"
-Hayır yapmam gereken küçük bir iş var
-"Peki ben gidiyorum"
Öptüm sevgilimi ve döndüm arkamı. Birden garip bir hisle tekrar bakmak istedim. Baktım bana gülümseyerek el salladı. O an "bende geliyorum bekle" demek geçti içimden fakat bir türlü bunu söyleyemedim. Arkama son bakışım en büyük pişmanlığım. Telefonum çaldığındaki haber en büyük yasım.O bana son kez gülümsemişti.bense o an bir şaşkınlığı yenemedim ve hala acısı içindeyim.O yoktu artık arkamda her bakışımda aynı acı aynı sahne.
Bir çocuğun ilk aşkı bir inatla sönmüştü. Bu son bakışımdı kendim için arkama. Artık arkamda sadece hüzün vardı. Önümde ise yeni acılar, yeni sevinçler...
fakat bir çocuğun ilk aşkı yoktu önümde. Bulamazdım asla. Bakamazdım arkama.
31 Aralık 2007 Pazartesi
Tahta Kılıcım
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder