Küçükken hiç yıldızları tutmayı denediniz mi? Hani akşam vakti o parlayan, ışık saçan şeyleri. Çocukken arkadaşlarım zıplardı her seferinde daha yükseğe zıplarlardı tutabilmek için. Ben hiç zıplamadım, hiç yıldızları yakalamayı düşünmedim. Çünkü bir yıldızım yoktu. Bana yakalayabileceğim kadar yaklaşan bir yıldız yoktu. Her zıplayışımda havayı tutmak istemiyordum.
Hani bazı şeyler ilgi çekici gelir ya. Çocukken yıldızlar ilgi çekicidir ya da baktığın yerde ne değişik ne güzelse o. Kuzenlerimle bir gece yıldızların altında yatmıştık. Hepsi ne kadar güzel tutmak istiyorum diyorlardı. Zıplıyorlar, hayal kuruyorlardı. Bense yattığım yerden düşünüyordum. Uğraşsam da ulaşamazdım yıldızlara. Bir tedirginlik almıştı o günden beri. Ya çok istediğim başka şeylere de ulaşamazsam. Hiçbir zaman bana eğilip yakalamama izin verecek bir yıldızım olmazsa. Gözlerimden bir damla yaş süzüldü o gece; kuzenlerimin sevinç çığlıklıları içinde. O yaş hep benim frenim oldu. Hep isteklerimi ona danışarak yöneltim. O bir komutan gibiydi. Onu unutursam biliyordum ki arkasından birçok damla daha gelecekti. Büyüdüm bir genç oldum. Şimdi de yıldızlara bakar; benim yıldızım hangisi diye kendi kendime sorarım. Benim yıldızım var mı? Hani bir söz vardır insanlar ölünce birer yıldız olur diye. Hiç inanmam yıldızların sihrine de inanmam ama o parıltı beni hep etkilemişti. Bir gün damlama en korktuğum soruyu sordum. Küçük kalbim birini sevmişti. Gitmeli miydim peşinden, ulaşabilir miydim o yıldıza? Sordum damlam bana hiçbir cevap vermedi. İçimdeki o sezgi bu sefer suskun kalıyordu. Kortum suskunluğundan. Bir şeyler söylemesini istedim. Bir şey söylemeliydi. Hayır olmaz bırak dese de bunu hiç istemesem de bir ses bekliyordum. Kendimle baş başa kalmıştım. Kortum ve seven kalbime “sen artık yalnızsın” dedim. Koşmadım yıldızımın arkasından. Ya da zıplayamadım bana o kadar yaklaşmışken, tutamadım. Yıldızımı hiç beklemedim hiç onun hayaliyle yaşamadım. Yaklaşmıştım korkuya yenildim. Damlamın sessizliğine yenildim belki de.
Siz hiç yıldızınız için savaştınız mı? Yıldızları yakalamayı istediniz mi? Bir çoğumuz çocukken bunu denemişizdir. Belki sadece hayalperest olanlarımız. Yaşam birazda hayallerin dünyası değil mi? İnsan hayal ettiği sürece yaşar. Her yerde bu sözü duyup hak verdiniz mi? Eğer hak verdiyseniz içinizde hep bir yıldızını yakalamak vardır. Ben yakalayamadım ama siz yakalayabilirsiniz. Bir arkadaşım vardı. Çok seviyordu bir çok kişinin imrendiği güzellikte birini. Hiç şansı yoktu belki de hayalini hep içinde taşırdı. Hayaline her bakışında bir gülümseme belirirdi yüzünde çok farklı çok değişik. Kız hiç görmemişti o gülümsemeyi. Ben arkadaşımın yıldızını tutmak üzereydim. Birden benim yıldızım değil ki dedim içimden. Bende seviyordum o kızı belki de ama hiçbir zaman onun arkadaşıma verdiği gülümsemeyi vermemişti bana. Başkasının yıldızını tutmak ne kadar hoştur ne kadar güzeldir. Belki güzeldir ama ya kendi yıldızınızın yukarda olduğunu hissettiğinizde. Ben hissettim ve gittim o gülüşü gösterdim ona. Her şey değişti bir anda. İmkansız gerçekleşmişti arkadaşım yıldızını tutmuştu. Sadece dokunmak değildi bu tutmuştu onu. Geçen gün beyazlar içinde parlayan iki yıldızın olduğu sahneye baktık birçok davetli. Biliyor musunuz; hala aynı gülümseme vardı birinde
Yıldızınızı unutmayın. Belki hiç yakalayamazsınız, belki mutluluğu yakalarsınız. Uğraşın, hayal edin ama başkasının yıldızına dokunmayın. Yıldızınıza ulaşamadığınızda yıkmayın gökyüzünü, yıkmayın hayatı. Unutmayın sadece sizin hayaliniz değil yıldızlar. Sadece siz yoksunuz sevgi bahçesinde. Belki benim yıldızımda orda. Parçalamayın gökyüzünü, hayatın rengini kırmızı yapmayın. Beyazlar içinde bir sevgi bahçesine.
31 Aralık 2007 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder