14 Ekim 2007 Pazar

Okumanız gereken bir makale

GARCİA’YA MEKTUP

İspanya ile Amerika arasında harp koptuğu zaman, Küba’da isyan bayrağını kaldıran asilerin reisi ile derhal Muharebeye girişmek istemişti. Garcia adını taşıyan bu adam, Küba’nın dağlarından birine sığınmıştı. Fakat yerinin nerede olduğunu bir bilen yoktu. Posta ve telgraf yolu ile muharebe imkansızdı. Fakat Amerika Cumhurbaşkanının bu adamla muhabere derek, yardımından istifade etmesi ve bu işe süratle yapması lazımdı.

Bu işi başarmanın çaresi neydi?

Birisi Cumhurreisine şu fikri verdi:

-Rowan adında bir adam var, Garcia’yı ancak o bulabilir!

Rowan derhal çağrılmış ve kendisine Garcia’ya hitaben yazılmış bir mektup verilmişti.

Rowan’ın mektubu alarak, deriden bir keseye koyması, keseyi kalbinin üzerine bağlıyarak ve dört gün sonra, geceleyin Küba sahillerin eyanaşarak, ormanlara dalması, üç haftalık bir seyahati yaya yaparak, garcia’ya mektubu vererek, adanın öbür tarafına gerçmesi, benim burada uzun uzadıya anlatmaya lüzüm görmediğim şeylerdir. Anlatmak istediğim nokta şudur:

Başkan Mc Kinley, Rowan’a Garcia adına yazılan bir mektubu vermiş Rowan mektubun nereye gideceğini sormadan onu almış ve götürmüştü!

Tanrı bilir ki, bu adamın tunçtan heykeli dökülerek, her okula konmaya layıktır. Çünkü gençlerin muhtaç oldukları şey, yalnız bilgi değildir, yahut şunu bunu öğrenmek değildir. İrade sahibi olmak ve bu sayede emanete sadık olmak, derhal harekete geçmek, enerjileri bir başarı üzerine toplamak ve yapılacak işi yapmak, yani verilen mektubu Garcia’ya götürmektir.

General Garcia ölmüştür. Fakat daha başka Garcia’lar var. Birçok ellere muhtaç olan bir işi yapmak isteyen bir insan yok ki, kendisine yardım edenlerin yozlaşmasından, beceriksizliğinden ve bir iş üzerinde bütün gayretini toplamak kayıtsızlığından acı şikayet etmesin.

Yarım yamalak yardım, sersemce dikkatsizlik, üzücü kayırsızlık, isteksiz çalışma, her yerde hüküm süren kuraldır. Kendine yardım için başkalarını okşamıyan, yahut tehdit etmeyen, , yahut rüşvetlemiyen kimse, bir iş başaramıyor ve muvaffak olamıyor. Bunları yapmadan muvaffak olmak, ya bir mucize yahut Allah’ın bir yardımcı melek göndermesine bağlıdır.

Siz, ey okuyucu, isterseniz deneyiniz. Farzediniz ki, dairenizde oturmuş çalışıyorsunuz. Emrinizde altı katip de var. Bunlardan birini çağırarak rica ediniz:

-Ansiklopediye bakınız da, Correggio’nun hayatına ait kısa bir hulasa çıkartınız.

Katibiniz hemen:

-Peki! Diyerek işe mi koşar?

Eminim ki koşmaz. Size süzgün nazarlarla bakarak, sıkına sıkına birkaç sual sorar.

-Bu adam kim?

-Hangi ansiklopediye bakılacak?

-Ansiklopedi nerede?

-Buda benim vazifem mi?

-Bismarkı mı kastediyorsunuz?

-Bu işler Charlie uğraşsa olmaz mı?

-Ölü mü bu adam?

-Bu iş acele mi?

-Kitabı getirsem de siz baksanız daha iyi olmaz mı?

-Onun hayatına dair öğrenmek istediğiniz ne?

Yüzde yüz eminim ki siz, büyün bu suallere cevap verdikten, katibinize her şeyi anlattıktan sonra, bu adam diğer bir katibe giderek, Correggie’yu bulmak için yardım ister. Akkllı bir adamsanız, kelimenin K değil, C harfiyle başladığını söylemiyerek, «Öyleyse, gidiniz işinizle meşgul olunuz» dersiniz.

Müstakil hareket namına bu kabiliyetsizlik, bir işi istekle kavrayarak yapmaya yönelik bu siteksizlik, bu manevi düşkünlük, bu irade sarsaklığı, her derdin başıdır. İnsanlar, kendi işleri ve kendi menfaatleri için uğraşmazlarsa, onlardan toplum için ne beklersiniz?

Mesela bir daktilo istediğinizi ilan ediyorsunuz. Yazma okuma bilmeyen insanlar müracat ediyor. Böyleleri Garcia’ya bir mektup götürebilir mi?

Büyük bir fabrikada bir katibe işaret ederek:

-Bu zatı görüyor musunuz? Dediler

-Evet dedim. Devam ettiler:

-Gayet iyi bir muhasiptir. Fakat bir iş için şehre gönderirsek, her işi yolunca yapabilir, ama bazen yol üzerindeki birkaç meyhaneye uğrayarak niçin gönderildiğini unutur.

Böyle bir adam Garcia’ya mektup götürebilir mi?

Son zamanlarda alın teri döken biçareler ve namuslu bir iş arayan yersiz yurtsuz zavallılar hakkında birçok şeyler istiyor ve mevki sahibi adamlar hakkında bir sürü düşmanca sözler söylendiğini görüyoruz.

Fakat temiz bir iş alabilmek için uğraşan, her gün şerefli yardımcılar aradıkları halde bulamayan patronların halini düşünen yok. Her mağazada, her fabrikada, iş sahipleri, işlerini ilri götürecek mesai arkadaşları bulamamak ve daima aciz biçarelerin elinde kalmak yüzünden ıstırap içindedirler ve sırt beceriksizlikle mücadele etmek zorunluluğundan dolayı birtakım arkadaşlarının attıkları halde, yerlerine daha kudretlilerini koyamıyorlar, fakat bu tasfiyeler neticesinde, acizler ve değersizler gidiyorlar. Daha liyakatli kimseler yer alıyorlar. Her patron en iyi elemanları çalıştırmak ve işini ilerletmek ister.

Tanıdıklarım içinde öyleleri vardır k, cidden parlak tarafları vardır. Falan hiçbir işi başaramadıkları gibi, kimseye de faydaları dokunmaz. Çünkü patronun kendilerini tazyik ettiğine delice bir şüphe taşıyorlar. Bu adamlar emir vermediği gibi, emir de almayacak haldedir. Şayet onlara Garcia’ya mektup verecek olursanız, alacağınız cevap şudur: Bu mektubu kendiniz götürünüz.

Böyle biri bugün her kapıya başvurarak iş arıyor. Fakat bir kimsede ona iş vermeye cesaret etmiyor. Çünkü bitmez tükenmez bir şikayet kumkumasıdır.

Manevi aksaklığa uğrayan bu adamlar, maddi bir aksaklığa uğrayanlardan farksızdırlar ve onun için onlara da acımak gerekir. Fakat bunlara acıdığınız sırada büyük bir işi idare için uğraşan ve mesai saatleri hiçbir hat ile sınırlı olmayıp ve en insafsız lakaydi ile, en kalpsiz nankörlükle mücadele eden, bu mücadeleyi idame ettikleri için aç ve yurtsuz kalmaktan kurtulan adamları da unutmayalım.

Meseleyi fazla şiddetle mi ileri sürdüm.

Belki. Fakat, hayatta muvaffak olan adam lehinde de bir söz gerekmez mi? Başkalarını idare eden bir iş tutturmak için her fedakarlığı gözer alan ve muvaffak olunca, ancak bir yatak ve bir elbise ile kanaat eden adam hatırlanmaya layıktır.

Ben gündelikle çalışan bir işçi olduğum gibi, patronluk etmiş bir adamım ve her iki taraf namına söyleyecek sözler bulunduğunu bilirim. Fukaralıkla hiçbir ilgim yok. Paçavralar insanı hoş göstermez. Nasıl bütün fakirler faziletli ve namuslu kişiler değilseler, bütün patronlarda el çabukluğu ile muvaffak olan kimseler değildir. Fakat bütün teveccühüm, patron karşısında olda, olmada da işini aynı vazifeperverlikle yapan, kendine Garcia’ya götürmek üzere bir mektup verildiği zaman, sersemce sualler sormadan mektubu alıp, götüren kimseye karşıdır.

Medeniyet, bu çeşit insanları bulmak için, uzun ve endişeli bir araştırmadır. Böyle bir adama ne isterse verilir. Ona her şehir, her kasaba ve her köyde, her daire, her mağaza ve her fabrikada ihtiyaç vardır. Bütün dünya, Garcia’ya mektup götürecek adamı arıyor.

Elbert Hubbard”

Bu bir nutuk değil. 1899 da yazılmış ve Philistine mecmuasında çıkmış bir makaledir. Bütün iş dünyasında kazandığı rağbet dolayısıyla bu makeleyi nakletmek istedim.

Bu makalenin bir buçuk milyon nüshası New York merkezi demiryolları tarafından dağıtılmıştı ve bu makale dünya dillerine tercüme edilmiştir.

Rus- Japon harbi sırasında bu makale Rusçaya çevrilmiş ve cepheye giden her askere bir nüshası verilmiş, Japonlar bu makaleyi Rus esirlerin üzerinde bularak okumuşlar ve onun faydalı olduğunu anlayarak Japoncaya tercüme etmişler; makale Mikodo’nun emriyle Japonya hükümetinin her sivil ve askeri memuruna verilmiştir.

Şimdiye kadar bu makaleden kırk milyon nüsha basılmış bulunuyor ve hiçbir eser yazarının sağlığında bu kadar basılmamış ve yayınlanmamıştır.

0 yorum: